Vanderground

Vanderground

Menu

Başka Bir Gezegen: Kapadokya – 1

Peribacalarını görür görmez ilk düşündüğüm şey buranın sanki başka bir gezegen olduğuydu. Başka bir gezegen ya da masallar diyarı filan gibi büyülü bir yer… Çünkü Kapadokya’nın tarihine ve oluşumuna baktığınızda okuduklarınız  algılamakta zorlanacağınız kadar enteresan geliyor. 60 milyon kadar yıl önce bazı yanardağlardan püskürerek katılaşmış lavların zaman içinde yağmur ve rüzgarın da etkisiyle aşınarak Kapadokya’yı oluşturmasından bahsediyorum. Kayalara oyulmuş evler, kiliseler, güvercinlikler ve bir dönem yaşamış binlerce yıllık medeniyetlerin çeşitliliği de eklenince… Normal mi sizce? Bence çok fantastik. Zaten görünüşü de öyle…

Kapadokya

Kapadokya neresidir?

Gitmeden önce aslında Kapadokya’nın nasıl büyük bir alana yayıldığı hakkında çok da bir fikrim yoktu. Dolandıkça bitmeyen görülecek yerler listesi bir hayli şaşırmamıza neden oldu zira son anda rota değiştirerek buraya gelmeye karar vermiştik ve oldukça hazırlıksızdık.

Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Aksaray ve hatta Kayseri illerini kapsayan bir yermiş meğer Kapadokya. Toplamda 250 km2’lik bir alan. Ağırlık Nevşehir’de… Ziyaret edilen yerlerden en popüler olanları ise Ürgüp, Göreme, Avanos, Ihlara ve Uçhisar…

Biz (neden bilmiyorum), direkt olarak Göreme’ye gittik ve orada olduğumuz süre boyunca anladık ki Kapadokya öyle 3-5 günde gezilebilecek bir yer değil.

Yolculuğa Başlarken

Niyetimiz aslında Göller Yöresi’ne gitmek ve 5-6 gün boyunca farklı göllerin kıyılarında kalmaktı. Fakat nasıl olduysa, bayram tatili vesilesiyle o tarafa gitmekte olan popülasyonun bir hayli fazla olduğunu farkettik. Salda Gölü’nün turkuaz suları kıyısında öyle pek de beklediğimiz gibi bir ortam olmayacağı ihtimali bizi tedirgin edince, hali hazırda aklımızın bir köşesinde duran Kapadokya’ya doğru gitmeye karar verdik. Bu kararı verdiğimizde çoktan Eskişehir’e doğru gidiyor olduğumuzdan “olsun, bi Varuna Gezgin yaparız” diye düşünüp şehir merkezine girelim ve bir gece burada dinlenelim dedik. Böyle olunca yol boyu ufak molalar verip azıcık sallanmış ve bazı arkadaşlar edinmiş olabiliriz.

Eskişehir'e Doğru

Ertesi gün yola çıktığımızda, bizi kilometrelerce uzanan düzlüklerin beklediğini anlamamız uzun sürmedi. Eskişehir’den Sivrihisar’a kadar uzanan yol düzlük kelimesinin tanımı olabilecek nitelikteydi. Etraf çok sarı, çok düz ve çok sıcaktı. 94 model bir araca sahip olmanın en büyük dezavantajlarından biri olan klimasızlık, içimizde çok derin bir yerlere dokunuyordu. Öğle saatlerinde havanın iyice ısınmasıyla birlikte giderek zorlaşan parkur, bazen de bize her şeyi unutturacak görüntülere sahne oluyordu.

Çoban ve Koyunları

Düzlüklerden sonra yine sarı ve sıcak yollarda uzun uzun gitmeye devam ettik. Bazen yanımızdan bir tek arabanın bile geçmediği yollara girdik, köylerden geçtik. Boşluğa ve hiçliğe inanamayarak yol aldık ve sonunda merakla beklediğimiz Tuz Gölü’ne vardık. Bolca hayal kırıklığı içeren Tuz Gölü yazısını önümüzdeki günlerde okuyabileceksiniz.

Göreme’de Karavan Tecrübesi

Göreme’ye vardığımızda hava yeni kararmıştı. Tamamen yabancısı olduğumuz, hakkında hiçbir bilgi ya da fikre sahip olmadığımız bir yerdeydik. Üzerimizde sıcak düzlüklerde 500 km yol yapmış olmanın yorgunluğu vardı. Karavanı park edip içinde kalabileceğimiz güvenli bir yer bulmamız gerekiyordu fakat pek halimiz kalmamıştı. Uygun bir otel bulup iyi bir uyku çekerek dinlenmeye ve bunu sabah düşünmeye karar verdik.

Sabah olduğunda kahvaltıdan sonra ilk işimiz otel sahibiyle görüşerek detaylı bilgi ve biraz da harita almak oldu. Söylediğine göre, boş bulduğumuz ve istediğimiz her yerde karavanımızla konaklamak mümkündü. Kimsenin rahatsız etmeyeceğini, güvenlikle ilgili herhangi bir sıkıntı olmayacağını söyledi. Yeterince ikna ediciydi. Heyecanla etrafı keşfe koyulduk. Her yer peribacasıydı ve “Kapadokya’da her yerin bir fotoğraf karesi olması” klişesine teslim olmam sadece 3 saniyemi aldı. İlk önce, otel sahibinin ve sosyal medya’nın da önerisiyle Göreme Açık Hava Müzesi‘ne gidelim dedik. Her yer karavan için o kadar müsaitti ki, hemen kendimize bir yer bulup azıcık keyif yaptıktan sonra, müzeye girmeden önce biraz dolanmaya karar verdik.

Kapadokya

Biz, gezi süresince mümkün olduğu kadar çok yer görme peşinde olan gezicilerden değiliz. Koşturmaca içinde ordan oraya gittiğimizde çok bir şey anlamıyoruz. Etrafta tadı çıkarılması gereken bir manzara, bir mekan, bir ortam varsa eğer, biz görülecek birkaç yeni yeri buna fena edebiliriz. Yukarıda görmüş olduğunuz manzara örneğin; yanlış hatırlamıyorsam burada hiçbir şey yapmadan, sadece etrafı izleyip güneşle ısınarak 2 saat filan geçirmişizdir. Alabildiğine boşluk üzerine serpilmiş peribacaları ortasında öylece bakakalmak, sıcacık güneş ve arada bir gelen at sesleri o kadar güzeldi ki, anlata anlata bitirmeye çalışsam da yapamayabilirim. Tabii burada böyle huzura gömülünce müze biraz yalan oldu. “Neyse ya daha burdayız zaten, gideriz.” dedik (gidemediler) ve çayımızı kahvemizi içip azıcık peribacalarında gezinmeye çıktık. Zaten her yer müze gibiydi.

Kapadokya

Sunset Point

Peribacalarında tavşan misali hoplayıp zıpladıktan sonra güneş batma saati yaklaşınca, bir diğer öneri olan “Sunset Point”e doğru gidelim dedik. Bir noktaya kadar karavanla çıktıktan sonra artan kalabalık ve daralan yollar sebebiyle karavanı bir noktada bırakıp yürümeye başladık. İyi ki de öyle yapmışız zira biraz ilerledikten sonra “ARAÇ İLE ÇIKMAK YASAKTIR” tabelasını gördük. Fakat yolun sonuna ulaştığımızda farkettik ki; bu uyarıyı bizden başka dinleyen olmamış.

Kapadokya

Kapadokya

Yine de karavanla çıkmadığımız için pişman olduğumuzu söyleyemeyeceğim zira bu kalabalıkta kocaman araçla ilerlemeye çalışıp kendimize uygun bir yer bulmaya uğraşmak bir hayli stresli olacaktı. Bunun yerine tüm tepeyi istediğimiz gibi dolaşabildik. Burada bir adet cafe mevcut. İsmi “Sunset Cafe”. Oturulacak alanları ve hediyelik eşyaları ile standart bir cafe görünümü verse de, içecek bir şeyler almak için dolaba yaklaştığınızda sizi oldukça şaşırtacak bir manzara ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Koşun koşun, burada alkol var! Üstelik standart bir sokak arası barında bulamayacağınız kadar bira çeşidi mevcut. Bunun yanında şarap tadımı yapıp, beğendiğiniz şarabı alabiliyor ve güneş batışına karşı içebiliyorsunuz. Son yıllarda ülkemizde bu tarz mekanlara karşı sergilenen tutumu düşündüğümüzde, burada böyle bir ortam olmasına çok şaşırdık, sevindik ve hemen iki birayı kaptık. Bizi bira gördük diye sevinecek hale düşürenler utansın, ocaklarına ateş düşsün.

Kapadokya

Sunset Cafe’de bir de fotoğraf hizmeti mevcut. Günümüz teknolojisinde, o an orada fotoğraf çekebiliyor olmanız gerçekten çok imkansız olduğu için boyunlarında fotoğraf makinesi asılı olarak gezen arkadaşlar sayesinde bu muhteşem anınızı ölümsüzleştirebiliyor, sadece dakikalar içerisinde gururla vitrininizde sergilenecek kalitede bir fotoğrafa sahip olabiliyorsunuz. Sağ olsunlar, bunu düşünmeyi ihmal etmemişler.

Tepe üzerinde birkaç tane çadır kurulabilecek alan var. Gece burada konaklamak, sabah havalanan balonları da hesaba katınca muhteşem olabilir. Ancak esnaftan aldığımız bilgiye göre akşam burada popülasyon yüksek olduğundan, geç saatlere kadar gürültülü bir ortam olabiliyormuş. Onun dışında bir uyarıda bulunan olmadı.

Biz etrafta dolanmaya devam ederken güneş giderek alçaldı, alçaldı, alçaldı ve tepe adının hakkını verecek bir görünüme kavuştu.

Kapadokya

Kapadokya

Cappadocia

Havanın kararmaya başlamasıyla biz de aşağı indik, karavanımızı aldık ve ana cadde sayılabilecek ama yine de sakin görünen bir yolun kenarındaki ağaç altı, araç park yerlerinden birine park ettik. Artık yemek avına çıkmaya hazırdık. Azıcık internet araştırmasından sonra buranın lokal yemeklerini denemek için biraz sabırsızdık.

Göreme’de lezzet avı, balon konusu ve tadı damağımızda kalan Kaya Camping hikayeleri için yazının 2. kısmına buradan ulaşabilirsiniz.

2 comments

Sevim

Kim bilir belki bir gün eşim ve ben de böyle bir hayata adım atmayı becerebiliz. Bol maceralı günler dilerim.

    Vanderground

    Çok teşekkürler, kafanıza koyduğunuz noktada yardıma ihtiyacınız olursa ses edin, buralardayız. 🙂

Bir Cevap Yazın