Vanderground

Vanderground

Menu

Başka Bir Gezegen: Kapadokya – 2

Göreme’deki 2. gecemizde nihayet rahatlıkla karavanımızda konaklayabilecek olmanın huzuruna kavuşmuştuk. Sıra yemek keşfine gelmişti sonunda!

Göreme’de ne yenir?

Göreme’de dolaşmaya başladığımızda, orada neyin meşhur olduğunu öğrenmek için birine sormak ya da sosyal medya araştırması yapmak zorunda kalmadık. Restoranların, bütün gözden kaçırma ihtimallerini düşünerek stratejik noktalara yerleştirdikleri “TESTİ KEBABI” tabelaları sayesinde, testi kebabı yemeniz gerektiğini anlıyordunuz.

E tamam dedik, deneyelim öyleyse. Bu testi kebabı, ufak seramik testiler içinde ateşte pişiriliyor. Kuzu, dana, tavuk gibi seçenekleri var. Şimdi size örnek göstereceğim bir fotoğrafın olmaması, aslında testi kebabına verdiğimiz nottur. Çoğul konuşmayayım burada, Ulaş beğendi testi kebabını aslında. Fakat ben, öyle her yerde adının yazıldığı kadar bir muhteşemliğinin olduğunu düşünmüyorum. Kötü değil ama yemeseniz de bir şey kaçırmış olmazsınız, öyle söyleyebilirim. Çünkü bildiğimiz et yahni yemeğinin testide pişeni… Seramik ekstra bir lezzet katıyordur belki ve o tadı alamamış olmak tamamen benim eksikliğimdir, bu olabilir, kabul.

Fakaaat, (yine elimde fotoğrafı yok ama bu sefer yerken gözümün dönmüş olması ve hepsini bitirmekten başka bir şey düşünememiş olmamdan kaynaklı) FISTIKLI KEBAP diye bir şey var!  İşte bunu yemeden dönerseniz, gerçekten bir şey kaçırmış olursunuz. Bu arada sanırım fıstıklı kebap Gaziantep’ten çıkma ama biz ilk kez orada görüp yediğimiz için bahsetmeden geçmeyeceğim.

Genelde yeni bir yere gittiğimizde yemek yiyecek mekan bulmak için Foursquare‘den faydalanıyoruz. Bu kez de yine buradaki yorumların önerisiyle Kebapzade Restoran’ı bulduk. Puanları bir hayli yüksekti ve sabah sohbet ettiğimiz esnaflardan birisi daha önermişti. Testi kebabından sonraki hayal kırıklığını giderir umuduyla ortaya karışık bir şeyler söyledik. Hayal kırıklığını gidermek şöyle dursun, parmaklarımızı da yedik biz burada. Ve fıstıklı kebap, o karışık bir şeylerin arasından sıyrılarak en iyi yemek tecrübelerimiz sıralamasında ilklere doğru büyük adımlar attı. Yani kısaca; Göreme’ye giderseniz Kebapzade’de fıstıklı kebap yemeden dönmeyin. Üstüne bir de şımarıklık yapıp kaymaklı künefeyi götürdüğünüzde, peribacalarında koşmaya hazırsınız.

Balon Sürprizi

Kebapları ve tatlıları götürdükten sonra biraz yürümek icap etti. Sindirime yeterli hareketi sağlayıp minik evimize döndük. Saat erken olsa da artık uyku vaktiydi. O kadar yorgunduk ki, gece boyu hiç uyanmadan sabahı bulduk. Herhalde çok erken yattığımızdan, sabah 06:00’da gözlerimi açıverdim. O gün balonların peşine düşecek, kendimize balon manzarası için uygun bir yer aramaya koyulacaktık ve bunun için oldukça heyecanlıydım. Hava nasıl diye bakmak için perdeyi aralayınca günün sürprizi karşısında nasıl bir ses çıkardıysam, Ulaş’ı da uyandırmıştım. Sabahın köründe güne böyle başlamak inanılmazdı.

Kapadokya Balon

Kapadokya Balon

Bu manzarayı da görünce, balonları daha iyi seyredebileceğimiz bir yer arama isteğinde karşı konulamaz bir artış oldu tabii. Kahvaltıdan sonra kolları sıvayıp başladık google sorgusuna… “Balon gezisine katılmadınız mı?” derseniz cevabımız hayır olacak. Yaptığımız araştırmalar sonucu, güvenilir bir firma ile balon uçuşu gerçekleştirmek kişi başı minimum 100 €’ya patlıyordu. İki kişi 200 €, yani ortalama 700 TL civarı… Bu miktar, bu seferlik bize oldukça fazla geldi. Zaten emin olun, balonları ilk kez gören birisi için uzaktan bakması bile yeterince büyülü.

Kaya Camping

Balon manzarası araştırmalarımızda en çok karşımıza çıkan isim Kaya Camping oldu. Hem çadır, hem karavan kampı olduğunu görünce gidip bir göz atmak istedik ve kamp alanına ulaştığımızda çok düşünmeden kalmaya karar verdik. Göreme Açık Hava Müzesi’ni biraz geçtikten sonra solda kalan kamp alanına ulaşım gayet kolay. Aracınız yoksa Göreme’den kalkan dolmuşlar ile gelebilmek de mümkün. Dik yokuş olduğu için yürüyüş ya da bisikleti biraz zor olabilir ama imkansız değil tabii.

Kaya Camping Türkiye’deki genel kampçılık anlayışının üzerinde temiz, derli toplu bir yerdi. Önünde üzüm bağlarıyla birlikte peribacaları manzarası, sabahın erken saatlerinde havalanan balonlarla birleşiyordu. Kamp çok kalabalık değildi ve şansımıza çok güzel bir yer bulmuştuk. Kampın sahibi güleryüzü ve yardımsever tavırlarıyla duyduğumuz memnuniyeti giderek arttırıyordu. Hemen yerleştik ve hiç vakit kaybetmeden keyif yapmaya koyulduk. Çünkü keyif, şu hayattaki en önemli şeylerden biriydi ve Kaya Camping bunun için fazlasıyla müsaitti. Burada 2 gün kalmaya karar verdik.

Kaya Camping

Kaya Camping

Kaya Camping

Olanaklar

Kaya Camping’de elektrik, su, sıcak su, mutfak ve internet var. Mutfakta ortak kullanılan büyük bir buzdolabı mevcut. Yine ortak kullanılan bazı mutfak eşyaları da bulunuyor. Kampın içerisinde bir de market var. Biz gittiğimizde sezon sonu olduğu için biraz boş olmasına rağmen makarna, peynir, yumurta gibi yiyecekler vardı. Eliniz boş gitmiş olsanız bile aç kalmazsınız. Kampın havuzu da var ancak biz gittiğimizde kapalıydı. Sezon sonu diye miydi bilmiyorum ama duşlar ve tuvaletler hiçbir kamp alanında karşılaşmadığım kadar temizdi. Çöpler çok düzenli toplanıyordu ve kampın düzenlemesi de oldukça muntazamdı. Motokaravan olarak günlük 60 TL ödedik.

İç Anadolu Bölgesi’nde karasal iklim hakim olduğu için gündüz ve gece sıcaklık farkları fazla. Göreme’de de bu yüzden geceleri biraz üşümüştük ancak Kaya Camping tepede olduğu için sanırım, bu fark daha da arttı ve bir ara gerçekten donduk. Zaten hazırlıksız gittiğimiz için yanımıza kalın bir şeyler almamıştık ama bu geziden sonra karavanın demirbaş listesine battaniye ve yorgan ekledik.

Uyku vakti geldiğinde alarmlar saat 06:00’ya kuruldu. Sabah karşılaşacağımız manzara için oldukça sabırsızdık ve uyandığımızda anlatıldığı kadar muhteşem olduğunu gördük. Gökyüzü rengarenkti. Ben heyecan içinde fotoğraf makinemi alıp aşağı inmeye hazırlanırken Ulaş şööyle bir göz atıp, “hm, iyiymiş” dedi ve uyumaya devam etti. …

Kaya Camping

Kaya Camping

Kaya Camping

Kamptaki 2. günümüzde azıcık yağmur yağınca, bu kampa daha bir gönül bağıyla bağlanıverdik zira karavanı aldığımızdan beri hayalini kurduğumuz şeylerden biri arabanın içinde, kapılar perdeler açık yağmurun tadını çıkarmaktı. Bu da oldu.

Fazlasıyla huzur dolu iki güzel günün ardından toparlanarak Kaya Camping’ten ayrıldık.

Zelve Vadisi

Kamptan sonra sıra listedeki Zelve Vadisi‘ne gelmişti. Zelve Vadisi Kapadokya sınırları içinde en fazla peribacası yoğunluğu bulunması ve en eski yerleşim yeri olmasıyla biliniyor. Üç vadiden oluşan açık hava müzesini baştan sona dolaşmak ortalama 2 saati buluyor. Her yere girip çıkarak bu süreyi 4 saate çıkarmak da mümkün. İçeri girerken yanınıza su ve atıştırmalık bir şeyler alabilir ya da girişte bulunan gözlemecilerde bir güzel karnınızı doyurup öyle başlayabilirsiniz.

Zelve Vadisi

Zelve Vadisi

Zelve’nin tarihi çok derin, taa 8. yüzyıla kadar gidiyor ama yerleşik hayata ne zaman geçildiği tam olarak bilinmiyor. Hristiyanlığın yayılmaya buradan başladığı bile söyleniyor. Vadi içerisinde kayalara oyulmuş yerleşim alanları, kiliseler, manastırlar, güvercinlikler, köy meydanı, değirmen ve kiliseden çevrilme bir cami bile var. 1950’li yıllara kadar Türkler burayı köy olarak kullanmışlar ama kayalarda yıkılmalar başlayınca, güvenlik sebebiyle köy boşaltılmış ve alan koruma altına alınmış. Zaten dolaşırken bazı kısımların güvenlik nedeniyle ziyarete kapalı olduğunu görüyorsunuz.

Zelve Vadisi

Zelve Vadisi

Zelve Vadisi

3 vadiyi yaklaşık 2,5  saatte dolaştık. Binlerce yıldır ayakta duran bu yerleşim yeri hakkında ne diyeceğimi çok bilemiyor, gezilen  görülen bütün o peribacalarından sonra insanın öğrendiklerine gerçekten hayret ettiğini söylemek istiyor ve izninizle Zelve Vadisi başlığına noktayı koyuyorum.

Hoşçakal Kapadokya

Zelve’den sonra tekrar Göreme’deki kavaran park yerimize dönerek geceyi orada geçirdik. Ertesi gün Ürgüp’e uğradık, butik bir şarapçıdan birkaç şarap aldık. Turasan’ın şarap fabrikasını ziyaret ettik, Asmalı Konak’ın önünden geçtik, sokaklarda dolandık ve sabah yola çıkmak üzere yattık uyuduk.

İlk uzun mesafe olması nedeniyle bizim için önemi büyük olan Kapadokya yolculuğumuzu tamamlamıştık. Ayrıldığımız için biraz üzgündük ama elimizde güzel bir “tekrar gelindiğinde yapılacaklar” listesi vardı.

Kısaca, tadın damağımızda kaldı Kapadokya. Yakında yine görüşürüz. Kendine iyi bak, peribacalarını koru.

Yazının birinci kısmına buradan ulaşabilirsiniz.

Kapadokya

0 comments

Here is no comments for now.

Bir Cevap Yazın