Vanderground

Vanderground

Menu

İlk Yolculuk; İnönü Yaylası, Sakarya

İnönü Yaylası’nı İstanbul civarında kolay gidilebilecek kamp alanları ararken bulduk. İlk yolculuğumuz olduğu için fazla kilometre yapmak zorunda kalmadan, zorlu virajlı toprak yollara maruz kalmadan gidip yeşilliklerin ortasına kurulalım istiyorduk. Bu dileğimizi kısmen de olsa gerçekleştirebildik.

Nasıl Gidilir?

İstanbul Anadolu Yakası’ndan Gebze yönüne doğru ilerleyerek İzmit’e ulaşıyoruz. İzmit’ten Yuvacık istikametine devam edip Yuvacık Barajı’na varıyoruz. Yuvacık Barajı etrafında yemyeşil, ağaçlı ve virajlı yollardan ilerleyerek Tepecik Köyü’ne ulaşıyoruz. Tepecik Köyü, yayladan önceki son köy. Bu köyü geçtikten sonra 14 km’lik toprak yola giriyoruz. Toprak yol yer yer virajlı olsa da rahatlıkla gidilebilecek türde. Yağmurlu havalarda belki biraz sıkıntılı olabilir ama normalde her türlü araçla gidilebilir. Eğer motosikletle gidecekseniz enduro tercih etmeniz daha iyi olur. Toprak yol bitiminde kocaman İnönü Yaylası önünüzde uzanıyor.

Olanaklar

• Yayla içerisinde herhangi bir bakkal, cafe, restoran vs bulunmuyor. İhtiyaçlarınızı gelmeden önce temin etmelisiniz.
• Doğal su kaynağı mevcut; temiz, soğuk ve içilebiliyor. Çok da güzel bir su.
• Yayla boyunca çadır kurabilir, konaklayabilirsiniz. Herhangi bir ücret vs alınmıyor, bir işletme yok.
• Adı tuvalet olan birkaç yapı mevcut fakat manzara hoş değil. İhtiyaçlarınızı yaratıcılığınızla gidermeniz sağlığınız açısından daha güvenli olabilir.

İnönü Yaylası’na Yaklaşırken…

Yaylaya varmadan önce karşımıza Tepecik Köyü’nün meydanı çıkınca, bir mola vermeden edemedik. Bu bizim ilk yolculuğumuzdu. İlk kez karavanımızla bir yere gidiyor olmanın heyecanı yol acemiliğiyle birleşince, Tepecik Köyü’ne vardığımızda bit yorgunluk çöktü ve “Madem bir köydeyiz, o zaman neden köy kahvaltısı etmiyoruz?” diyerek arabadan indik. Haziran ayında henüz sezon açılmadığından etraf sessizdi. Biraz bakındıktan sonra bize doğru gelen bir amcaya kahvaltı sorunca “Tabi tabi, bizim hanımlar hazırlayverir!” cevabıyla sevindik.

Tepecik Köyü

Tepecik Köyü, Köy Kahvaltısı

Kahvaltıyı bitirip tekrar yola koyulduk ve düşüncesiyle bizi tedirgin eden toprak yola ulaştık. Biraz ilerledikten sonra çok da korkulacak bir şey olmadığını farketmenin rahatlığıyla yola devam ettik. Yol boyunca 2 tane “İnönü Yaylası” tabelası ile karşılaştık. Tabelalar, gelmeden önce internette yaptığımız araştırmalar sonucunda bulduğumuz “ara ara silah atışı yapılabildiği” bilgisini doğrular nitelikteydi. Birinci tabela hadi neyse de, 2.’yi gördüğümüzde azıcık da olsa neyle karşılaşacağımıza dair bir fikir edinmemiz iyi olabilirdi. İlk rotamıza giderek yaklaşmış olmanın sevinci içinde, aklımıza hiç kötü şeyler getirmeyerek son virajı da tamamladık ve işte nihayet; İnönü Yaylası bomboş yeşilliğiyle önümüzde uzanıyordu.

İnönü Yaylası

Yaylaya Yayılmak

İlk yolculuk ve trafik stresiyle yollar sakin olsun diye 6’da kalkıp 7’de yollara düşünce, yaylaya varmamız da bir hayli erken olmuştu tabii. Gittiğimizde kimsecikler yoktu. Alabildiğine bomboş yemyeşil bir düzlük kenarında sık ağaçlarla başlayan orman… Ah, nasıl mutluyuz ama… Bir oraya bir buraya turlayarak karavanı çekeceğimiz güzel bir nokta aramaya koyulduk.

Ortada yayla olmanın doğasına uygun bomboş bir alan vardı. Aslında, şöyle büyükçe bir ağacın altında gölgeye çeksek mantıklı olabilirdi. Fakat hayır, ben fotoğraf çekecektim ve zaten tentemiz vardı. Kısacası, Karavanımızı boşluğun ortasına parketmek için ısrarcı oldum. Aslında iyi de yapmıştım. Fakat o 2. tabelanın söylemek istediklerini anlasaydım, bunun yapmamam gerektiğini bilirdim. Bilemedim.

İnönü Yaylası

İnönü Yaylası

Yaylanın güzel boşluğunun ortasında kimsecikler yoktu. Her şey çok güzeldi. Tentemizi de ayarladıktan sonra ufaktan keyif yapmaya başladık. Bütün aksiliklerden sonra ilk yolculuğumuza çıkmış ve hatta gideceğimiz yere varmış olmanın haklı gururunu yaşıyorduk. Gölge oldukça serin, güneş fazlasıyla sıcaktı.

İnönü Yaylası

İnönü Yaylası

İnönü Yaylası

Öğleden sonra yavaş yavaş insanlar gelmeye başladılar. Her gelen kenarda bir ağacın altına konuşlanıyor, bazıları çadırını kuruyor, bazıları piknik yapıyordu. Ortada tek biz vardık. Saat ilerleyince kalabalık artmaya başladı. Ramazan ayında olmamız vesilesiyle birkaç büyük iftar masası da hazırlanıyordu. Arada bir internette bahsi geçen silah seslerini de duymaya başlamıştık. Nadirdi, irkiltse de ürkütmüyordu. Fakat iftar saatinin gelmesiyle asıl eğlencenin yeni başlıyor olduğunu farkettik. Bir anda sözleşilmiş gibi bir sürü yerden silah sesleri, kız kaçıranlar, adını bilmediğimiz ve ne olduğunu anlayamadığımız patlatılan bir şeylerin sesleri gelmeye başladı. “İftar coşkusu olsa gerek” diyerek pek önemsememeye çalıştıysak da, herkes ağaçların altında köşelerdeyken bizim karanlıktaki lamba gibi tam ortada oluşumuz tedirginliğimizi arttırdı. Zira bir kaza kurşununa denk gelme düşüncesi, ülkemiz koşullarında hiç de ütopik sayılmadığından, sesler kesilmedikçe huzurumuzun kaçış hızı da artıyordu.

Sesten gürültüye evrilmeye başlayan bu “şeyler” gerçekten uzun bir süre kesilmedi. Ufak bir sessizlik olsa, birinin ateşlemesiyle diğerleri de tetikte bekliyormuş gibi başlıyorlardı. Artık “Genç çift ilk karavan gezilerinde kaza kurşunlarına kurban gitti!” manşetlerinin gözlerimiz önünden geçmeye başladığı anlar gelmişti. Sesler gerçekten kesilmiyordu. Metropolden kaçıp sessizliğe gömülme hayallerimiz basbayağı suya düşüvermişti.

İnönü Yaylası’nda Gece Böyle Geçer mi?

Birkaç kez birbirimize bakıp “Gitsek mi acaba?” diye düşündük. Hava kararmak üzereydi, ilk tecrübemiz olduğundan karanlıkta toprak yoldan ce gece İstanbul trafiğine girecek olmaktan ötürü bir hayli ikilemde kaldık. Huzurumuz kaçmıştı evet ama sesler kesilse hayatımıza kaldığımız yerden devam edebilirdik. Fakat kesilmedi. Her atışta “Bu sefer kesin kafama geliyor!” tedirginliğiyle orada oturmakla, toprak yol ve trafik faktörlerini karşılaştırdığımızda canımızı kurtarma dürtüsü ağır bastı ve koşşşarak uzaklaştık. 🙂

İnönü Yaylası

Silah sesleri olmasa kesinlikle sık sık gideceğimiz bir yer olurdu, çok güzeldi. Ancak yol boyunca anlam vermeye çalıştığımız fakat verecek bir anlam bulamadığımız bu eğlence(?) şeklinden ötürü bir daha yakınından bile geçmeyiz sanırım. Belki ramazan ayı olmasından ötürü ekstra bir coşku vardı, bilemiyorum. 2. tabela her şeyi anlatıyor aslında.

Bu da böyle bir anımız oldu. Sessizlik ve huzur içinde değil de, tedirginlik ve adrenalin eşliğinde kamp yapmak istiyorsanız tam size göre bir yer olabilir. Kısacası, tavsiye puanımız 10 üzerinden 3. 🙂

Diğer yolculuklarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

2 comments

levent gülcan

Elinize sağlık bu güzel paylaşımlar için teşekkür ederim.karavanızla mutlu geziler diliyorum.

    Vanderground

    Çok teşekkür ederiz.

Bir Cevap Yazın