Vanderground

Vanderground

Menu

Karşı Konulamayan Davet; Barba Yorgo

Defalarca yaptığımız Gökçeada ziyaretlerinden sonuncusunda nihayet Barba Yorgo’ya gidebildik. Nihayet diyorum çünkü Gökçeada öyle bir yer ki, gezilecek görülecek tarafları bitmiyor. Hesapta olmadan karşınıza çıkan bir koy, nadiren yakalanan muhteşem bir hava aklınızı çelince planlar değişiveriyor ve ‘kesin yapalım’ listesindeki ilk 5’ten 2 ya da 3’üne tik atabiliyorsunuz sadece. Etraflıca bir Gökçeada yazısı yazmak da kaçınılmaz oldu artık, buraya not olsun ve gelelim asıl konumuza:

Barba Yorgo Gökçeada’nın ilk Rum tavernası ve ev şarabı imalatçısı olmasıyla ünlü. (Bu kez gece gittiğimiz için üzüm bağının fotoğraflarını çekemedim ama şuradan göz atabilirsiniz. Şarapların beğeneni de beğenmeyeni de var. Biz sevdik, özellikle Ritini beyaz reçine şarabını değişik ve hoş bulduk. Geçen yıla kadar tek üreticisi Barba Yorgo idi, bildiğim kadarıyla halen öyle. İçmeden önce buzlukta 1 saat soğutulması önerilen bu şarabın özelliği çam fıçılarda dinlendiriliyor olması, bu sebeple içerken yoğun bir reçine kokusu ve tadı alıyorsunuz. Sıcakken (bizim için) asla içilemez bir tadı olan bu şarap soğukken (yine bizim için) çok hoş bir şeye dönüşüyor. 🙂

Gökçeada - Barba Yorgo

Tavernada mezeler oldukça lezzetli. Oğlak tandır, sıcak peynir ve sübyesiyle anılıyor çoğunlukla. Fiyatlar normal, ne ucuz ne de pahalı bulduk (meyhane fiyatlandırmasına göre). Her akşam canlı müzik var, Rumca ve Türkçe şarkılar söyleniyor buzuki eşliğinde ve siz kendinizi ne olduğunu anlamadan ortada göbek atarken buluyorsunuz. Şaka değil. Barba Yorgo üşenmiyor, tanıdık tanımadık demeden her masayı tek tek dolaşarak oyuna kaldırıyor insanları. Direnmenin faydası olmuyor çünkü vazgeçmiyor. O kadar güler yüzlü ve tatlı bir amca ki sonunda ‘amaan’ diyorsunuz, ‘bahaneyle iki göbek atayım işte fena mı?’… Ben Trakyalı olmanın verdiği alt yapıyla pek zorlanmasam da Ulaş görülmeye değer şekilde ayak uydurmaya çalışıyor. Sonuç olarak bayağı eğleniyor ve bir dahaki sefere daha kalabalık gelelim diyerek ayrılıyoruz. Gökçeada gezinizde bir gecenizi buraya ayırmanızı tavsiye ederiz.